Fight Club’ın yazarı Chuck Palahniuk cinsellik ve şiddet içeren öyküleri ve romanlarıyla her zaman tartışılır. Böyle tartışılmaktan da gurur duyar. Çünkü amacı rahatsız ederek, okuyucusunu sarsarak uyandırmaktır, bunu başarır.Bir süredir Palahnuik isminin çevresinde başka bir nümayiş dönüyor. Amerika’da bir İngilizce öğretmeni, 15-16 yaşındaki öğrencilerine sınıfta Palahniuk’in Guts adlı kısa öyküsünü okutur. İlk kez 2004’te Playboy dergisinde yayınlanan Guts, bir gencin katastrofik mastürbasyon denemelerini anlatan, okurken her adımda midenizi kaldıran feci bir öykü. Greg Van Voorhis adlı öğretmen anında görevinden alınır tabii. Ama öğrenciler durumu kabullenmez. Facebook ve Twitter aracılığıyla uluslararası bir kampanya başlatır: Save Mr V (Bay V’yi Kurtarın)! Geçen hafta Palahnuik’un kendisi de "İngilizce öğretmenine destek vermek isteyenler bu kampanyaya katılsın" dedi.
Ben ki, özellikle sanat ve edebiyat ürünlerine konulan ambargolara çok karşıyımdır, böyle engellere başlarsak iş Salinger’ın Gönülçelen kitabını yasaklamaya kadar gider diye düşünürüm...
Palahnuik’in Guts öyküsünün 15’lik çocuklara okutulması konusunda arafta kaldım ve hemen Türkiye’nin en ehil ve sağduyulu ergen psikiyatrı Yankı Yazgan’a başvurdum.
Bakın ne dedi: “Ezgi... Gönderdiğin Guts öyküsünü okudum. Açıkçası rahatsız edici bulunabilecek cinsten. George Bataille'ın öykülerindeki detaycılığı çağrıştırdığını da düşünürsek, kimsenin çocuğuna okutmak istemeyeceği bir edebiyat ürünü diyebiliriz. Ama anne-babaların tercihine bıraksak, çocuklarına ne okutuyor, ya da ne seyrettiriyorlar? Palahniuk'un sarsıcı etkisi, öyküdeki iğrençliklerin imrendiriciliğinde değil, zevk arayışının, keyifli hayatın maksimize edilmesinin saçmalığını göstermesinde. Bu bakımdan pekala eğitsel bir yanı var diye de savunulabilir. Çok bilmiş bir okur ya da uzman, çocuğuna sen okutur muydun dese, hevesli olmayacağım apaçık. Ama bir çoğumuz çocuğumuzun Marx'ın Kapital'ini okumasına da çok hevesli değiliz. Hayatın olabilecek en rahatsız edici ayrıntılarını konsantre biçimde bir araya getirmek, gerçeküstü olduğunu bile bile midemizi bulandırsa da gençlere zarar vermez.”
Demek ki neymiş, bir sanat ya da edebiyat eserinin iğrençlikten bahsediyor olması zararlı olduğu anlamına gelmezmiş.
Bu o kadar önemli bir cümle ki, çerçeveletip sanata "Ay ne kadar ayıp" diye bakan herkese hediye etmek istiyorum.
Yazgan’ın neden eşsiz olduğu, “Çocuklarınıza bilgisayar oyunu oynatmayın” öğütlerinin ötesine geçemeyen demode yollar gösteren diğer psikiyatrlardan neden ayrıldığı işte bu bakış açısında gizli. Bu arada Palahnuik, benim gözümde aklandın, hadi yine iyisin...
0 yorum:
Yorum Gönder