02 01 2010

Artık uluslararası bestseller değil!



Hatırlarsınız, Timaş Yayınları'ndan çıkan Kayıp Gül romanıyla ilgili bir yazı yazmıştım: Bir Bestseller Nasıl Yoktan Varedilir? (okumayanlar için link: http://www.artistmisin.com/2009/11/bir-bestseller-nasl-yoktan-var-edilir.html )
Kitapla ilgili övgülerin hangi edebi merciler tarafından söylendiğini...
Ön kapağın tepesine çakılan "Uluslararası Bestseller" ibaresinin hangi listeye ve satış rakamına dayandırıldığını sorgulayan bir yazıydı.
Bana göre bayağı bir tüketiciyi şartlandırma yöntemiydi...
Böyle de yazdım.
Bu yazım üzerine Timaş, gerçekleri saptırdığım ve kötü niyetli olduğumu anlatan 2 basın açıklaması yaptı...
Kitabın yazarı Serdar Özkan çeşitli köşe yazarlarının kapısını aşındırdı...
Ama hiç birine Kayıp Gül'ün uluslararası bestseller sayılması için gereken liste kriterlerini ve satış rakamlarını gösteremedi.
Kitap şimdi ikinci baskıyı yapmış.
Ama ilk baskıya göre bir değişiklik var...
Hala "Türklerin Küçük Prensi" bandı baki...
Ama...
Artık tepesinde "Uluslararası Bestseller" tabelası yok...
Ya ne var?
"31 dilde 40'ı aşkın ülkede..."
Etkisiz ve garip bir eksiltili cümle ama en azından doğru...
İkinci baskının birinci baskıya göre daha iddiasız olduğu bir kitabı da ilk kez bu örnekle görmüş olduk.
Allah üçüncü baskıyı da nasip ederse...
belki Küçük Prens bandından da kurtulur muyuz?!

2 yorum:

Ozan dedi ki...

Amazon'un sitesinde söz konusu kitabın basılı hali bulunmuyor. Sadece Kindle için hazırlanmış olan e-kitap versiyonu var ki bu versiyonları amatörlerin bile kendi başlarına bunları hazırlaması çok basit ve masrafsız. Ayrıca bir başka mesele de benim verdiğim vergilerle bu tür kitaplara çeviri için Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan ödenek ayrılması. Daha Türkiye'de bile kendini kanıtlayamamış, edebi niteliği tartışmalı bir yazar nasıl olur da devlet desteğiyle bir anda 40 küsur dile çevrilme imkanı yakalar? Yoksa İskender Pala'nın dediği gibi bundan sonra sanatçının başat özelliği olarak bağlılık (Milli değerler, devlet, hükümet, parti, cemaat, mütedeyyin dünya görüşü...) mı aranmakta?

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yürütmekte olduğu, Türk yapıtlarının yabancı dillere kazandırılmasıyla ilgili başka önemli bir sorun da Orhan Pamuk ve Elif Şafak gibi zaten yurtdışında önemli bir okur kitlesine sahip, zaten kitapları çevrilecek ve çok satacak yazarlara yine bizim vergilerimizle destek olunması.

Orhan Pamuk başarısını Nobel ödülüyle çoktan taçlandırmış bir yazar. Masumiyet Müzesi'nin Almancaya çevirisi için benim vergilerimden destek sağlanmasına ne gerek var? Bu işi zaten kendi yayıncıları, çevirmenleri vb. yapacaklar. Benim paramla yayıncılar, telif ajansları ve çevirmenlerin keselerine fazladan para koymaktan başka bir işe yaramıyor. Eğer böyle bir proje ciddi bir biçimde yürütülecekse, kitapları olabildiğince çok dile çevirmekten ziyade önce İngilizceye çevirlmelerini ve ciddi bir biçimde bu dilde tanıtımlarının yapılmasını sağlamak. Bizim Türkiye'den göremediğimiz şey, ABD'de okunmaya başlayan bir kitap peşi sıra diğer dillerde de kendine okur buluyor ve tanınıyor. Yoksa Türk edebiyatının önemli yapıtlarını bir anda, üstelik kötü yayınevlerinden, doğru dürüst tanıtım yapılmadan, niteliği bile meçhul bir biçimde 72 dile çevirisinin yapılmasının bir anlamı yok. Bu proje, bu haliyle Türk edebiyatına bir katkı sağlamayacak. Bir de toplum içindeki cemaatlerin, fırkaların "aha da bu bizim cemaatin yazarı/sanatçısı" diyerek işi her alanda yaptıkları gibi partizanlığa vurmaları da cabası..

Tarık dedi ki...

o "küçük prens" yorumu yapan, sanırım ya küçük prens'i okumadı, ya da okuduklarını yanlış anladı..
bilemedim, bu kitabı okuma gafletinde bulundum.. bu kadar reklama cin ali de yapardı ikinci baskıyı..